Son mesaj - Görüntülenemiyor
Mesajları görmek için üye olmalysynyz.
Telefon Rehberi

REHBERE GİRİŞ İÇİN TIKLAYIN

 
Köyümüzden Haberler
>>>ZÜLFİKAR KÖYÜ SOHBET GİRİŞİ<<<
LÜTFEN FORMU OKUMAK VE YAZMAK İÇİN TIKLAYIN



Sevgili köylülerimiz hoşgeldiniz.Lütfen Köyümüz ve Köylülerimizle İlgili Hretürlü Bilgiyi Bizimle Paylaşın 05352747676 05412747676 turkoglu76@hotmail.com


YAZILARINIZI ZÜLFİKAR KÖYÜ SOHBET GİRİŞİ BÖLÜMÜNE GÖN ...

Gönderen Enver TürkoğluSite Yöneticisi, Perşembe, 12 Kasım 2009 13:14 [ Devamı-> ]
 
Son Haberler
Announcements
Basın Açıklaması



Türkiye Azerbaycan Derneği’nin 20 Yanvar’la İlgili Basın Açıklaması

1990 yılının 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gecesinde yatağından fırlayan Azerbaycan halkı Azatlık Meydanı'na yığılmış, silahsız Azerbaycanlılar işgal tanklarının üzerine canları pahasına yürümüştür. Azerbaycan’ın bağımsızlığına engel olmak isteyen tanklarla ve işgal askerleriyle imkansızlıklar içerisinde mücadele eden kararlı Azerbaycan Türkleri her ne pahasına olursa olsun bağımsızlıklarının peşinde koşmuştur. 87 yaşındaki Babayeva Süreyya Latifkızı'ndan, 15 yaşındaki Huseyinov Neriman Velioğlu'na kadar 170 can Azerbaycan'ın bağımsızlığı hürmetine şehit olmuştur.
Mehmet Emin Resulzade'nin “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!” ifadesini kendisine rehber olarak alan Azerbaycan halkı bağımsızlık yolundan vazgeçmemiş, “Yurdumuzun her yerinde 3 renkli bayrağımız dalgalanacaktır” hedefiyle büyük bir kararlılığa imza atmıştır. Maalesef, bu kararlılık Azerbaycan halkına çok pahalıya mal olmuş, gözü dönmüş işgalci Rus askerleri, kadın, erkek, genç, ihtiyar, çoluk çocuk demeden çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu savunmasız insanları sırf vatanını savunuyor diye acımasızca katletmişlerdir.

Tüm bunlara rağmen, Azerbaycan halkı vatan toprakları vatanını milletini seven masum insanların kanıyla sulandığı takdirde, vatanlarının temelinin sağlam olacağını ve ebediyete kadar yaşayacağının bilincinde hareket etmiştir. Azerbaycan Türkleri kanlarıyla kahramanlık destanı yazmış, vatan savunmasında 1 yaşından 100 yaşına kadar herkes seve seve canlarını feda etmiştir.

Türkiye Azerbaycan Derneği olarak yapılan bu katliamı kınıyor, Azerbaycan’da gerçekleşen bu kahramanlık mücadelesini 22 yıldönümünde ayakta alkışlıyoruz. Bu vesileyle, 20 Yanvar 1990’da canlarını veren şehitlerimizi saygı ve şükranla anar, Allah’tan bu uğurda can veren şehitlerimizin ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylemesini dileriz.

Türkiye Azerbaycan Derneği Genel Başkanı
Enver TÜRKOĞLU

Gönderen Enver TürkoğluSite Yöneticisi, Cumartesi, 21 Ocak 2012 21:17 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
Metseor



MEDZAMOR NÜKLEER SANTRALİNE TEPKİLER DEVAM EDİYOR

Türkoğlu, “Medzamor’a yakın bölgelerde Erken Uyarı sistemi Kurulmuş Her ne hikmetse Iğdır’daki artan kanser vakaları, doğumlarda yaşanan düşük olayları, sakat doğan bebek olayları ve ilimizde özellikle Koçkıran köyündeki hayvanların düşük yapması, ağaçların yapraklarının kararması, ekinlerin kuruması, ağaçların meyvelerini dökmesi, kuruması bu erken uyarı sistemlerini bir türlü devreye geçirememiştir.” dedi. Ermenistan da bulunan köhne sitem Medzamor Nükleer santraline Iğdır’dan tepkiler devam ediyor.
Atatürk Caddesi Zübeyde Hanım Bulvarında basın açıklaması yaparak tepki koyan Bizim Iğdır Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı
Enver Türkoğlu, “Iğdır ve bölgemiz için büyük bir tehlike arz eden adeta zehir saçan Metzamor Nükleer Santrali'nin bir an önce kapatılması ve yetkililerin bu çerçevede tedbirler almasına çağırmak için toplanmış bulunmaktayız.” dedi.
Iğdır'ı zehirleyen santralin 1977 yılında inşa edildiğini Ermenistan'ın başkenti olan Erivan'a 40 km, Kars'a 100 km Iğdır'a ise 16 km uzaklıkta olduğunu ifade eden Türkoğlu, ”Metzamor Nükleer Santrali bugün dünyadaki mevcut santraller içerisinde en güvensiz reaktör olma özelliğindedir. Nükleer santralin kurulma aşamasında bilim adamları o dönemin baskıcı rejimi içerisinde olmalarına rağmen bu nükleer santrali Ağrı Dağı fay hattı üzerinde bulunması sebebiyle yapılmasına karşı çıkmışlardır.
Yine aynı şekilde bu santralin bölgedeki yeraltı sularına radyasyon sızdırması ihtimali de o dönemde gündeme getirilmiştir. Ancak bu olumsuzlukları dikkate almayan Sovyet Bürokrasisi bu santrali yapmıştır.” şeklinde konuştu.
Ermenistan’da 1988 yılında meydana gelen nükleer santralin ciddi derecede zarar görerek uzun süre kullanım dışı kaldığını” belirten Türkoğlu, şunları söyledi: ”2005 yılında teknik ömrünü tamamlayan ve Robert Koçaryan'ın bir demecine göre 2016 ya kadar faaliyetini sürdürecek olan santral, bilim adamlarına göre her an büyük bir kazaya sebep olabilecek potansiyele sahiptir.
Olası bir nükleer kaza sonucu radyoaktif gazların atmosfere açılması durumunda sadece çevre illerin değil çevre ülkelerinde etkilenmesi muhtemeldir.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) olası bir nükleer kaza sonucunda ortaya çıkabilecek doğal radyasyon seviyesindeki artıştan haberdar olmak ve gerekli müdahalede bulunabilmek için Radyasyon Erken Uyarı Sistemi Ağı (RESA) kurmuştur.
24 saat kesintisiz çalışan sistem Türkiye genelinde kurulu 78 istasyon vasıtası ile bölgelerdeki radyasyon düzeylerini sürekli kontrol etmekte ve havadaki Gama ışınındaki artış uyarı eşik değerinin üzerine çıktığında Ankara'daki TAEK Kriz Merkezi'ni otomatik olarak uyarmaktadır. Bu istasyonlardan 14 adedi ise Metsamor'a en yakın bölgelerde konuşlandırılmıştır. Fakat her ne hikmetse Iğdır’daki artan-kanser vakaları, doğumlarda yaşanan düşük olayları, sakat doğan bebek olayları ve ilimizde özellikle Koçkıran köyündeki hayvanların düşük yapması, ağaçların yapraklarının kararması, ekinlerin kuruması, ağaçların meyvelerini dökmesi, kuruması bu erken uyarı sistemlerini bir türlü devreye geçirememiştir.1979'dan beri devrede olan santral için Türkiye'nin resmi bir girişimi olmamıştır. Buradan yetkililere sesleniyorum. Yeter artık! Biz Iğdırlılar zehirlenmek istemiyoruz. Metzamor'un biran önce kapatılması için sadece Sivil Toplum kuruluşlarının değil ülkemizi yönetenlerin de artık sesini yükselterek Metsamor'un biran önce kapatılması için gerekeni yapmasını bekliyor ve en yakın takipçisi olacağımıza söz veriyoruz.” dedi.



Gönderen Dadaş YALTI Site Yöneticisi, Cumartesi, 29 Ocak 2011 08:45 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
ÖRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN



ÖRETMENLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Başta Ulu önder ATATÜRK olmak Üzere bu topluma hayırlı insanların yetişmesi için çaba güsteren öğrencilerini kutsal bilip ibadet edercesine onları yetiştiren yaşantıları ile toplumda örnek olan elleri öpülesi Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun. ...

Gönderen Enver Türkoğlu, Çarşamba, 24 Kasım 2010 08:10 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
Türk Güreşçiye Yenilen Ermeni Hüngür Hüngür Ağladı




Türk Güreşçiye Yenilen Ermeni Hüngür Hüngür Ağladı

Rusya’nın başkenti Moskova’da devam eden Dünya Güreş Şampiyonası’nda Grekoromen Milli Takımı’ndan Selçuk Çebi, final karşılaşmasında Ermeni rakibi Arsen Julfalakyan’ı sayı ile yenerek altın madalya kazandı. „
Bir Türke yenilen Ermeni Julfalakyan ise yenilgi sonrası minderde hüngür hüngür ağladı. Ermeni güreşçi Julfalakyan’ı büyük bir centilmenli örneği sergileyen Selçuk Çebi teselli etti.

74 kiloda mücadele eden geçen yılın dünya şampiyonu Selçuk Çebi, ilk turu maç yapmadan geçti. İkinci turda Dominik Cumhuriyeti’nden Mota Brea ile karşılaşan Selçuk Çebi, zayıf rakibi karşısında zorlanmadan 2-0 (2-0/1-0) galip geldi. Üçüncü turda Azerbaycan’dan Rafig Hüseynov ile mücadele eden Çebi, ilk periyotu 1-0 kaybetmesine karşın, ikinci ve üçüncü periyotta aynı skorla üstünlük sağladı ve minderden 2-1 galip ayrılarak çeyrek finalist oldu.

Çeyrek finalde Hırvat Neven Zugaj karşısında 2-1 (0-1/1-0/1-0) galip gelen Selçuk Çebi, yarı finalde Rus İmil Sharafetdinov karşısında mükemmel bir güreş çıkardı ve rakibini adeta minderden sildi. Rus güreşçi karşısında ilk periyodu 8-0, ikinci periyodu da 1-0 alan Çebi, 2-0 galip gelerek finalist oldu.

Selçuk Çebi akşam seansında Ermeni Arsen Julfalakyan ile yaptığı final müsabakasında da ilk periyodu 1-0 kaybetmesine karşın, ikinci ve üçüncü periyotları aynı skorla aldı ve zorlu bir mücadelenin ardından 2-1 galip gelerek dünya şampiyonluğuna ulaştı.

Müsabaka sonrası büyük sevinç yaşayan ve Türk bayrağı ile minderde tur atan Selçuk Çebi, kendisini kutlamak için mindere gelen antrenörü Muttalip Yerlikaya’yı saltoyla yere yuvarladı. Daha sonra milli takımın diğer antrenörü Şaban Donat, aynı şekilde Selçuk Çebi’yi saltoyla yere attıktan sonra minder kenarındaki Türk antrenör ve yöneticiler şampiyon sporcunun üzerine atlayarak müthiş bir sevinç gösterisi sergilediler.

Selçuk Çebi, final müsabakasından sonra yaptığı açıklamada, "Türk milletinin Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Halkımıza çifte bayram yaşattığım için çok mutluyum. Sevgili eşime ve oğluma buradan selam yolluyorum. İkisinin de gözlerinden öpüyorum, bayramlarını kutluyorum" dedi. Selçuk Çebi, Moskova’da çok zorlu bir şampiyona yaşadıklarını ve sonuçta mutlu sona ulaştıklarını dile getirirken, "Şunu kimse unutmasın ki bu dünyada Türk olmak bir ayrıcalıktır" ifadelerini kullandı.

-TÜRKİYE TAKIM SIRALAMASINDA İKİNCİ

Bu arada Dünya Şampiyonası’nda grekoromen stil müsabakaları sona ererken, Türkiye bu stilde takım halinde ikinciliği elde etti.

Ev sahibi Rusya, 46 puanla takım şampiyonu olurken, geçen yılın şampiyonu Türk Milli Takımı, 32 puanla ikinci, Azerbaycan 26 puanla üçüncü, Ermenistan da yine 26 puanla 4. sırayı aldı. Selçuk Çebi’nin 74 kilo finalinde Ermeni güreşçiyi mağlup etmesi, Azerbaycan’ın da kazandığı altın madalya farkıyla takım sıralamasında Ermenistan’ın önüne geçmesini ve kürsüde yer almasını sağladı.

Gönderen Enver Türkoğlu, Cuma, 10 Eylül 2010 13:50 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
Maalesef Doğruymuş, Iğdır’ın Geçmişini İmha Etmişler!



Maalesef Doğruymuş, Iğdır’ın Geçmişini İmha Etmişler!


“ Cuma günü yazdım: İngiltere Başbakanı David Cameron’a Türkiye’yi ziyareti sırasında çakma tuğralı uydurma bir belge hediye edilmesi rezaletinin kahramanı olan Devlet Arşivleri’nde bir tarih cinayeti işlenmiş, „
Doğu Anadolu’dan gönderilen Cumhuriyet dönemine ait bir kamyon dolusu iskân evrakı, “yanlışlıkla” imha edilmişti.
Devlet Arşivleri Genel Müdürü Doç. Dr. Yusuf Sarınay bir açıklama gönderdi, imhayı doğruladı ve yokedilen belgelerin “Iğdır’a ait iskân evrakı olduğunu” söyledi.
Aslında “açıklama” falan değil, tam bir “itirafname” olan Sarınay‘ın yolladığı metnin bir paragrafını aşağıda aynen yayınlıyorum:
“...Iğdır Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü tarafından kargo şirketi aracılığıyla Genel Müdürlüğümüz ‘İvedik Cad. No: 59 Yenimahalle’ adresine teslim edilmek üzere 15 koli içinde gönderilen belgeler, teslim edilmesi gereken adres yerine farklı bir adreste bulunan Ergazi Atık Kağıt Ünitesi’ne teslim edilmiştir. Herhangi bir resmi yazı veya tutanağı bulunmayan evrak, kargo görevlisinin ‘Kargo şirketine ait imhalık evrak’ beyanı üzerine paralama ünitesine sevkedilmiştir. Iğdır Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü yetkilisinin aynı gün teslim işlemini yerine getirmek üzere Genel Müdürlüğümüze gelmesini müteakip durum fark edilerek evrakın paralama işlemi durdurulmuş ve olayla ilgili gerekli resmi işlem yapılmıştır”...
Yusuf Bey daha sonra “komisyon kurduklarını, belgelerin kurtarılabileceğinin anlaşıldığını ve çalışmaların başladığını” yazıyor ve “Merak etmeyin, Dersim evrakını değil, Iğdır’ın iskân belgelerini imha ettik” diye müjde veriyordu!

BECERİKSİZLİĞİN BÖYLESİ!
Resmî üslûpla kaleme alınmış olan bu açıklamada aslında neler dendiğini size daha anlaşılır şekilde izah edeyim:
Yusuf Bey “Biz, koskoca vilâyetlerin arşivini resmî yazı olmadan ve tutanak tutmadan kapı kapı dolaştıracak derecede sorumsuz bir kurumuz. Bu defa da böyle sorumsuz davrandık ama kabahat bizde değil, belgelerin yüklendiği kamyonun şoföründe... Şoför, arşiv yerine imha merkezimize gidince arkadaşlar evrakı bir güzel paralamışlar. Biz o sırada çakma tuğralar hazırlamanın verdiği yorgunlukla uyuyakalmıştık ama Iğdır’dan gelenler güzel uykumuzu böldüler ve olup bitenlerden onlar yüzünden haberdar olduk. Uyandırmasa idiler aslında daha neler neler imha edecektik, ah bir bilseniz! Zaten paralama ünitemiz de pek bir işe yaramıyormuş, belgeleri kurtarılamayacak şekilde yokedememişler! Hem sonra bu kadar yaygaraya da ne gerek var canım, imha edilen belgeler Dersim’e yahut diğer Doğu Anadolu vilâyetlerine değil, alt tarafı Iğdır’a ait!” diyordu.
Bunca yıllık gazeteciyim, şimdiye kadar böylesine bir acz ve beceriksizlik beyanına rastlamadım!

GÖREV, IĞDIRLILAR’IN
Türkiye’nin geçmişinin tapusu, üstelik vatandaşın mazisine ait kimlik, namus ve haysiyet kaynağı olan belgelerin kamyonculara teslim edilmesi gibisinden beceriksizleri yahut “caktır”, “cuktur”, “cağız”, “cuğuz” misali gevelemeleri bir yana bırakalım. Devlet arşivlerindeki “paralama ünitesi”nde nelerin imha edildiği muammasını da şimdilik hiç sormayalım...
Ama ortada artık haddi aşmış bir sorumsuzluk ve hattâ “suç” vardır, üstelik arşivlerdeki rezaletler bir iktidar-muhalefet meselesi değildir, artık memleketin tamamını ilgilendiren bir dert hâlini almıştır.
Bu derdin devâsını bulmak ise başta rahmetli dedelerine, ninelerine ve hattâ cedlerine ait kayıtların pervasızca yokedildiği Iğdır’ın milletvekillerine, sonra Meclis’e ve teftiş kurullarına düşmektedir.
Ben, öncelikle Iğdır’ın milletvekillerinin eskiden vârolan ama şimdilerde pek telâffuz edilmeyen “hamiyyet” kavramını hatırlayarak cedlerine yapılan bu saygısızlığın hesabını soracakları ümidindeyim.

Gönderen Enver Türkoğlu, Salı, 24 Ağustos 2010 13:39 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
Türkiye Azerbaycan Derneği’nin Açılışı Görkemli Oldu




Türkiye Azerbaycan Derneği’nin Açılışı Görkemli Oldu

31 Temmuz 2010 Cumartesi günü Ankara’da Türkiye Azerbaycan Derneği’nin açılış merasimi görkemli oldu. „
Açılışa Azerbaycan Diaspora Bakanlığı yetkilisi ile Türkiye’deki Azerbaycan Türkleri başta olmak üzere aydınlar ve Azerbaycan davasına gönül verenler iştirak etti. Türkiye ve Azerbaycan basınının da yoğun ilgi gösterdiği derneğin açılış merasimi TÜRKSAM’ın Ankara’daki merkez ofisi toplantı salonunda yapıldı.

Türkiye Azerbaycan Derneği’nin açılış konuşmasını derneğin Kurucu Başkanı Sinan OĞAN yaptı. OĞAN konuşmasında böyle bir derneğin hangi ihtiyaçtan açılmasına karar verildiğinden bahsetti. Sinan OĞAN konuşmasında şu hususlara dikkat çekti: “Türkiye Azerbaycan Derneği klasik dernekçilik anlayışının çok ötesinde profesyonel lobi çalışmaları yürütmek amacıyla kurulmuştur. Bu dernek Türkiye’nin 81 vilayetinde ve dünyanın önemli ülkelerinde faaliyetler gösterecek, konferanslar yapacak ve toplantılar tertipleyecektir. Çalışmalarını tamamıyla profesyonel esasta yapacaktır. Bunun için çağdaş iletişim araçlarından istifade edecektir. Başta Dağlık Karabağ sorunu, Hocalı soykırımı meselesi, Ermenilerin Türkiye’ye karşı sürdürdüğü faaliyetlere karşı çalışmalar ile Türkiye ile Azerbaycan arasında var olan Bir millet, iki devlet anlayışını daha da güçlendirmek için faaliyet gösterecektir. Mustafa Kemal Atatürk Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi ise bizim kederimizdir sözü, Merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in Bir Millet İki Devlet sözü ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in bir milletin iki diasporası olmaz sözlerinden hareketle Türkiye ile Azerbaycan’ın diaspora faaliyetlerini koordine etmek ve bu çerçevede çalışmalar yapmak arzusundadır. Ayrıca sadece bu iki ülkenin değil aynı zamanda Türk dünyasının da diaspora faaliyetlerini koordine etmek amacı taşımaktayız.” dedi.

Toplantıda ayrıca Azerbaycan Diaspora İle İş Üzre Devlet Komitesi temsilcisi Elnar MAMMADOV de iştirak bir konuşma yapmış ve Azerbaycan Diaspora Bakanlığının Türkiye Azerbaycan Derneği’ne bütün imkanları ile destek olacaklarını ve Sinan OĞAN gibi sadece Türkiye’de değil, Azerbaycan’da da çok yakından tanınan ve saygı duyulan birisinin bu derneğin başkanlığını üstelenmesinden de ayrıca mutluluk duyduklarını ifade etti.

Toplantıya iştirak eden diğer katılımcılar konuşmalarında böyle bir derneğe ihtiyaç olduğunu, kurulmasından memnuniyet duyduklarını ve bu derneğin faaliyetlerine her türlü desteği vereceklerini söylemişlerdir. Derneğin kurucular kurulu üyeleri Başkan Yardımcısı Enver Türkoğlu, Genel Sekreter Eyyüp Kartalkaya, Doç. Dr. Hakan Karasu, Kemal Gürel, Ferdi Gürel ve Mustafa Kemal Kumtepe’nin iştirakıyla gerçekleştirilen toplantıda yakın bir zamanda yapılacak genel kurulda Azerbaycan davasına gönül veren herkes derneğin organlarında görev almaya davet edilmiştir.

Derneğin Adresi: Oğuzlar Mahallesi, Türkocağı Cad. 1388. Sok (eski 32. Sok), No: 52/4 Balgat-ANKARA
Tel: 0090. 312. 285 31 00 - T: 0090. 312. 285 00 66
Faks: 0090. 312. 285 00 71



Gönderen Enver Türkoğlu Site Yöneticisi, Pazar, 01 Ağustos 2010 10:37 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
Askeri servise pusu: 4 şehit




Askeri servise pusu: 4 şehit

İstanbul bu sabah patlamayla uyandı... Halkalı'da askeri personeli taşıyan bir servis otobüsüne parça tesirli ve uzaktan kumandalı bombayla saldırı düzenlendi... Üç asker ve bir subayın okula giden 17 yaşındaki kızı şehit oldu, 15 kişi yaralandı...


Patlama saat 07.00 sıralarında, Halkalı'daki askeri Lojmanlardan aldığı personeli görev yerlerine taşıyan sivil plakalı bir otobüsün geçişi sırasında meydana geldi.

TEM yoluna 300 metre mesafede yan yol üzerinde meydana gelen patlama sonucu otübüsün özellikle arka ve orta bölümü ile bagaj bölümünde hasar meydana geldi. Patlamada Jandarma Kıdemli Üstçavuş Bekir Çelik, uzman çavuşlar Çağlar Bölükbaşı ve Uğur Ekiz ile bir personelin okula giden 17 yaşındaki kızı Buse Sarıyer şehit oldu.

Patlamanın ardından İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin olay yerine gelerek saldırı hakkında bilgi alarak açıklama yaptı.

BAŞBUĞ OLAY YERİNE GELİYOR

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, 3'ü asker 4 kişinin şehit olduğu patlama bölgesine gideceği öğrenildi.

VALİ MUTLU: UZAKTAN KUMANDALI BOMBA KULLANILDI

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu gerçekleştirilen eylemin terör saldırısı olduğunu ve saldırıda parça tesirli ve uzaktan kumandalı bomba kullanıldığını söyledi. İşte Vali Mutlu'nun açıklamaları:

Servis araçlarına bombalı saldırı gerçekleşti. Bu saldırı sonucunda, ikisi uzman çavuş bir de 17 yaşında bir kızımız olmak üzere üç şehit verdik. İki ağır yaralımız var, bunların tedavileri devam ediyor. Servis aracındaki personellerimizden hafif yaralı olan 4 yaralımızın tedavileri tamamlandı. Olayla ilgili güvenlik güçlerimiz çalışma sürdürüyorlar. Aldığımız ilk bilgiler parça tesirli ve uzaktan kumandalı bir düzenekle yol kenarına bırakılmış bir bombanın patlatılmasıyla eylem gerçekleştirilmiştir.

ŞU ANDA GÖZALTINA ALINAN YOK

Bu bir terör saldırısıdır. Terörün hedefi bellidir, kaygı yaratmak, huzursuzluk oluşturmaktır. Bununla ilgili elbette ki faillerin bulunması noktasında güvenlik güçlerimiz çalışmaları sürdürecektir. Milletimizin başı sağ olsun. Terör ülkeye sadece gözyaşı huzursuzluk ve acı vermiştir. Bunun dışında ulaşabileceği hiçbir yer yoktur. Milletimiz sağ duyulu devletimize güvenlik güçlerimize bağlı bir şekilde izleyecekler. Şu anda saldırıyı üstlenen ve gözaltına alınan yok. Terörün istemiş olduğu, kaygı huzursuzluk ve ayrıştırma noktasında İstanbul olarak en büyük duruşumuzu sergileyeceğiz. Bu üç araçlık bir konvoy ve sonuncu servis aracına saldırı oldu.

HÜSEYİN ÇAPKIN: İKİ OLAY BİRBİRİYLE BAĞLANTILI OLABİLİR

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Küçükçekmece'deki polis aracına yönelik saldırıyla bugün gerçekleştirilen saldırı arasında bağlantı olduğunu düşündüğünü söyledi. Çapkın sözlerine şöyle devam etti:

"Üzücü bir olayla karşı karşıyayız. Geçenlerde bir polis aracı şimdi de askeri bir servis. Terör hiçbir yere varamaz. Güvenlik kuvvetleri dimdik ayaktadır. Ben milletimize baş sağlığı diliyorum. İki saldırı birbiriyle bağlantılı olabilir."

Hürriyet

Gönderen Enver Türkoğlu Site Yöneticisi, Çarşamba, 23 Haziran 2010 16:15 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
BASIN VE KAMUOYUNA



BASIN VE KAMUOYUNA

19 Haziran 2010 günü Hakkâri’nin Şemdinli ilçesi Gediktepe’deki askeri birliğimize yapılan kanlı terör saldırısında 11 askerimizin şehit düşmesi ve 16 askerimizin yaralanması Türk milletinin yüreğini dağlamış ve derin bir yasa boğmuştur.

Türk milleti ayaktadır.

Bu hain saldırının intikamı mutlaka alınacaktır. Sonuç ne olursa olsun hainler ve işbirlikçileri emellerine asla ulaşamayacaktır.

Söz konusu vatanın birliği milletin beraberliği olduğu zaman Türk Milletinin nelere göğüs gerdiğini asil tarihimizde görmek mümkündür.

Amaçlarını yüksek sesle söylemekten korkanlar alçakça kalleşçe saldırılarına devam ederken milletin meclisindeki yandaşları da boş durmamış çeşitli açıklamalarda bulunmuşlardır.

İnanıyoruz ki bu hainlerin gerçek yüzleri milletimizin de dikkatini çekmiş ve asıl hedeflerinin ülkeyi bölmek olduğu daha net bir şekilde anlaşılmıştır.

Tarih ihanet içinde olanlardan asla övgüyle söz etmeyecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle Aziz Şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyor, ailelerine, yakınlarına silah arkadaşlarına ve Türk Milletine başsağlığı diliyor yaralı askerlerimize de Allah’tan acil şifalar diliyoruz.

BİZİM IĞDIR KÜLTÜRÜÜ KORUNA VE YAŞATMA DERNEĞİ

Gönderen Enver Türkoğlu Site Yöneticisi, Çarşamba, 23 Haziran 2010 16:13 Yorumlar(1), Devamı->
Announcements
BABALAR GÜNÜ MÜ?

BABALAR GÜNÜ MÜ?

Bugün sabah ilk işim çocuklarımı uyandırıp konuşmak oldu.

Çünkü çocukların erkenden gelip babalar gününü kutlamalarından korktum.

Bu yıl babalar gününü kutlamayı kendi aileme yasaklıyorum ve bütün duyarlı Türk milletine de yasaklamalarını rica ediyorum.

Neden mi?

Benim evladım bana babacığım dediği zaman gözümün önüne şehit çocukları geliyor. Onlar kalkıp babasının mezarına gidip babacığım günün kutlu olsun bak biz senin uğruna şehit olduğun topraklarda horlanıyoruz kimse yüzümüze bile bakmıyor açmısınız tokmusunuz diyende yok bak bütün arkadaşlarım babasına hediyeler alıyor ben ise birköşede benim babam niye yokdiye gizli gizli ağlıyorum.

Nedenmi gizli ağlıyorum.

Çünkü bana açık açık ağlamakta yasak, çünkü ben şehit oğluyum benim babam kahramanca vatan için öldü ben mızıldanırsam düşmanlar sevinir.

Peki ben kendime soruyorum.

Ne yaptın hangi şehide görevini yaptın.

Ne zaman şehit cenazesine katıldım baktım ki polemik var.

Hatta koca tepede şehit cenazesine katılmak istedim polisler caminin kapısında içeriye girmek yasakdedi.

Neden kardeşim bu vatan için benim rahat yaşamam için çocuğumun geleceği için çarpışarak canını seve seve feda etmiş birine son vazifemi yerine getirmeme niye izin vermiyorsun dediğimde ise asker öyle diyor dediler.

Diyer taraftan askerlerin olduğu taraftan girmek istedim yine giremedim siviller diyer kapıdan giriyor burası protokol dediler.
Yani ben cenaze namazını bile kılamadım şehidin bari ağlamaktan bile utanan babasını utandırmak istemeyen şehit çocuklarına bir destek vereyim dedim.

Bu nedenle çocuklarıma dedimki bu ülkede şehitler geldiği müddetce bu ülkede şehit çocukları gizli gizli ağladıkca ben sizlerden benim veye bir başkasının babalar ginünü kutamanızı istemiyorum.

Sizlerden her babalar gününde bizlere bu vatanda rahat yaşam sağlamak için şehit olanların bir şehidin mezarını ziyaret edip bir fatiha okumanızı istiyorum.

Bu beni mutlu eder dedim ve karar aldık bundan sonra hep bereber her yıl babalar gününde her birimiz için en az bir şehidin mezarını ziyaret edip bir fatiha okuyacağız sesimin yettiği her

Türkten ricamdır sizlerde birkarar alıp şehitlerin mezarında bir fatiha okuyun.

Bu düşüncenizi yüksek sesle dile getirin belki sesimizi birileri duyar ve böylelikle namazını bile kılamadığımız şehitlerimize karşı görevimizi azda olsa yerine getirmeye çalışırız.

Gönderen Enver Türkoğlu Site Yöneticisi, Pazar, 20 Haziran 2010 15:14 Yorumlar(0), Devamı->
Announcements
KAHROLSUN İSTAİL





Basın ve Kamuoyuna

Türkiye pazartesi gününe yaşanan iki saldırıyla başlamıştır.


Hatay’ın İskenderun ilçesinde Deniz Üs Komutanlığı’na bağlı ikmal birliğine yapılan hain terör saldırılarında 7 askerimiz şehit olmuş, 8 askerimiz de yaralanmıştır.

Bunun yanı sıra Gazze’ye insani yardım malzemesi götüren Türk bayraklı sivil gemilerimiz İsrail’in askeri saldırısına uğramıştır.

Bu iki saldırıyı nefretle kınıyoruz.

Şehitlerimize ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Yaraları kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan acil şifalar diliyoruz.

Gazze’ye İsrail tarafından uygulanan insanlık dışı abluka altında yaşam savaşı veren Filistinlilere insani yardım malzemesi götüren gemilere saldırıda bulunulması barbarlıktır.

İsrail’in Türk bayraklı sivil yardım gemilerine uluslararası sularda askeri müdahalede bulunması uluslararası hukuka aykırı, ahlak ve insanlık dışı düşmanca bir saldırıdır.

Bu saldırının anlaşılması, kabul edilmesi ve izahı hiçbir şart altında mümkün değildir.

İsrail’in Türk gemilerine düşmanca saldırısı karşılıksız bırakılmamalıdır.

Türk hükümetinin, Türkiye’ye açıkça düşmanlık ilanı olan bu saldırıya tepkisi geçici ve göstermelik olmamalı, kâğıt üzerinde ve sözde kalmamalıdır.

Her iki olayda bir terör saldırısıdır ve bu saldırıların hesabı mutlaka sorumlularından sorulmalıdır.

Kahrolsun İsrail ve işbirlikçi pkk.

Bizim Iğdır Kültürünü Koruma ve Yaşatma Derneği

Gönderen Enver Türkoğlu Site Yöneticisi, Çarşamba, 02 Haziran 2010 07:52 Yorumlar(0), Devamı->
 


MKPortal C1.2.1 ©2003-2008 mkportal.it
Bu safya 0.7143 saniyede 11 sorguyla oluşturuldu